Genel Bilgiler
Yüzölçümü: 5.712 km²
Nüfus: 10.018.735 (2000)
İl
Trafik No: 34
"Orada, Tanrı ve insan, doğa ve sanat hep birlikte,
yeryüzünde öylesine mükemmel bir yer yarattılar ki,
görülmeğe değer." Bir koluyla Asya'ya, diğeriyle
Avrupa'ya uzanarak iki kıtayı da kucaklayan kenti
Lamartine böyle tanımlıyor.
Başkentler başkenti olarak bilinen, önce Roma,
ardından Doğu Roma (Bizans) İmparatorluğu ve
kıtalara hükmederek büyük barış coğrafyaları
yaratmış, Osmanlı İmpatatorluğuna başkentlik yapan
İstanbul, geçmişin ihtişamını gururla korurken
modern bir geleceğe doğru ilerlemektedir.
İstanbul'daki çeşitlilik ziyaretçileri gerçekten
büyülemektedir. Müzeleri, kiliseleri, sarayları,
camileri, pazar yerleri ve doğal güzellikleri bitmez
tükenmez nüanslar sunmaktadır. Boğazın kıyısında
şöyle bir arkanıza yaslandığınızda, grupta kızaran
renklerin karşı sahildeki evlerin pencerelerine
yansımasını seyrederek, yüzyıllar öncesinde,
insanların bu olağanüstü yeri neden seçtiklerini
birden anlar ve İstanbul'un "dünyanın merkezindeki"
şehir olduğunu hissedersiniz.
Şehrin
en güzel anıtları, Haliç-Marmara Denizi-Surlar
arasında kalan yarımadada yer alır. Kentin
tepelerinden yükselen 500'ü aşkın caminin sulieti
başdöndürücü bir atmosfer yaratır. İnsan kendini
geçmiş zamanla bugün arasında bir rüyada gibi
hisseder! Altı minaresiyle İstanbul'un sembolü
haline gelen, dekorasyonunda kullanılan mavi çiniler
nedeni ile "Mavi Cami" diye anılan Sultanahmet
Camii'ni mutlaka görmelisiniz. Karşısında, İmparator
Justinien zamanında kilise olarak inşa edilmiş olan
ünlü Ayasofya Müzesi yer alır; mimari hünerler
örneği olan bu yapı, Hz. İsa'yı, Hz. Meryem'i ve
imparatorları tasvir eden nefis mozaik panolarla
bezenmiştir. Bir başka tepeden bu iki muhteşem
abideyi seyreden Süleymaniye Cami ise Osmanlı
mimarlık sanatının zirvesidir. Kanuni Sultan
Süleyman'ın isteği üzerine Mimar Sinan tarafından
inşa edilmiştir.
Marmara'ya ve Boğaz'a hakim bir tepe üzerinde, 400
yıl boyunca Osmanlı sultanlarına konutluk ve siyasi
merkezlik etmiş olan Topkapı Sarayı yer alır.
Topkapı'da Çin Porselenleri koleksiyonunu, altın
işlemeli ve değerli taşlarla süslü tahtları, sultan
kostümlerini, masallardakileri andıran mücevherleri,
nadir elyazması kitapları, yüzyıllarca merak
uyandırmış olan harem salonlarını görebilirsiniz.
Ayasofya ile Sultanahmet Cami arasında araba
yarışlarının yapıldığı Bizans Devrinin ünlü
Hipodromu ve bu Hipodromun orta yerinde, bu dönemden
kalma üç dikilitaş bulunur.
Yerebatan Sarayı Bizans döneminde yapılmış en önemli
su sarnıçlarından biridir. En güzel Bizans devri
eserlerinden biri sayılan Kariye Müzesi mozaik ve
fresklerle süslü orijinal dekorunu muhafaza
etmektedir. İstanbul'da görmeden edemeyeceğiniz bir
başka mekan da Eyüp Camiidir. Burası, Eyüp Sultan'ı
ziyaret edip manevi haz arayanlara güvercin
sesleriyle her an cıvıl cıvıl bir ortam sunar.
İstanbul tarihsel yapıların yeniyle buluştuğu,
yenilendiği bir şehirdir aynı zamanda. Kapalıçarşı
labirentvari yapısıyla geçmişin hülyalı günlerinin
izlerini taşımakta ısrar ederken bir yandan da
modern dünyanın yepyeni ürünlerini serer önünüze;
büyüleyici mücevherler, bakır eşyalar, halılar,
çeşit çeşit deri ve süet giyim... Cazibesine
kapılınca en ufak bir yorgunluk duymadan saatlerce
dolaşabilirsiniz bu çarşıda.
Boğaz'da bir vapur gezisi, unutulmaz anılarınız
arasına girecektir. Boğaz'ın iki yakasında sıralanan
her birinden ayrı bir sevda masalının sulara
yansıdığı asude ve emsalsiz yalılar, 20. yüzyılda
yapılan lüks villalar, Dolmabahçe, Göksu ve
Beylerbeyi Sarayları, Rumeli ve Anadolu Hisarları,
balıkçı köylerinden kalma izler, lokantalar, çay
bahçeleri, parklar, gece kulüpleri sizi
büyüleyebilir. Aynı günde Karadeniz'in vahşi
sahillerinde denize girip ardından Marmara'nın sakin
kıyılarında bir çay bahçesinde bir fincan kahvenizi
yudumlarken belki de tarihe geçecek anılarınızı
kaleme alabilirsiniz.
Eşsiz
tarihi ve kültürel geçmişi ve sayısız cazibesine
ilave olarak modern oteller, istisnai lokantalar,
gece kulüpleri, kabareler, tarihi çarşılar ve
dükkanlar İstanbul'u konferans ve kongreler için
dört dörtlük bir mekan yapmaktadır.
İlçeler
Adalar, Bakırköy, Beşiktaş, Beykoz, Beyoğlu,
Eminönü, Eyüb, Fatih, Gazi Osman Paşa, Kadıköy,
Kâğıthane, Kartal, Küçükçekmece, Pendik, Sarıyer,
Şişli, Ümraniye, Üsküdar, Zeytinburnu, Büyükçekmece,
Çatalca, Silivri, Şile, Avcılar, Bağcılar,
Bahçelievler, Bayrampaşa, Esenler, Güngören,
Maltepe, Sultanbeyli, Tuzla.
Önemli Semtler
Boğaz:
Avrupa ve Asya'yı ayıran Boğaz'da Karadeniz'e
doğru geleneksel ve unutulmaz bir deniz gezisi
yapmadan İstanbul ziyareti tamamlanmış sayılamaz.
Büyük bir ihtişam ve saf bir güzellik yansıtan
kıyıları geçmiş ve günümüzün karmasıdır. Yalıların
yanında modern oteller, taştan hisarların yanı
başında rustik saraylar ve küçük balıkçı köylerinin
hatırasını taşıyan semtlerde şık yapılar... Boğaz'ı
görmenin en iyi yolu kıyılarında zig zag çizen yolcu
vapurlarından birine binmektir. Eminönü'nden
başlayan gezi sanki bir bayramda akraba ziyaret
ediyormuş gibi sırayla Boğazın Asya ve Avrupa
kıyılarına uğranarak devam eder. Gezi, aşağı yukarı
6 saat sürmektedir. Eğer gezi özel bir biçimde
gerçekleştirilmek istenirse, bu konuda gece veya
gündüz kısa düzenlemeler yapan ihtisaslaşmış
acentalara başvurulabilinir.
Haliç: Uzun ve dar, boynuz biçimindeki Haliç
İstanbul'un Avrupa tarafını bölmektedir. Dünyanın en
tabii limanlarından biri olduğundan Bizans ve
Osmanlı donanmaları ve ticari gemicilikle
ilgilenenler burada toplanmışlardır. Gurup vakti
suyun altın rengini aldığı bu yerin kıyıları bugün
hoş parklarla ve yürüme alanlarıyla çevrilidir.
Haliç'in ortasına doğru gidildiğinde yer alan Fener
ve Balat semtlerinde, Bizans ve Osmanlı döneminden
kalma ahşap evler, kiliseler ve sinagoglarla dolu
sokaklar bulunmaktadır. Ortodoks Patriği de burada
oturmaktadır. Biraz yukarıdaki Eyüp, Osmanlı
mimarisinde oymacılığın yansıdığı bir yerdir.
Tepelerin yamaçlarını yer yer koyu selvilerin
bulunduğu mezarlıklar kaplamaktadır. Dualarının
kabul göreceğine inananlar buradaki Eyüp Türbesini
ziyaret ederler. Bu tarafa bakan tepedeki Pierre
Loti Kahvesi manzaranın keyfine varmak için mükemmel
bir mekandır.
Beyoğlu
Ve Taksim: Beyoğlu yapıldığı devrin
özelliklerini koruyan, 100 yıl evvelki Avrupa
tesirli mimari mirasıyla görülmeye değer bir
semttir. Avrupa'nın ikinci eski metrosu Tünel halen
en kısa metro unvanını korumaktadır. Metro ile
kulesi bir sembol haline gelen Galata bölgesine
geçmek mümkündür. Tünelin üst ucu Istiklal
Caddesinin başlangıcıdır. Eski tramvayların tekrar
servise konulduğu, yalnız yayalara açık cadde,
Cumhuriyet devrinde konsolosluklara tahsis edilen
eski elçilik binaları ile çevrilidir. Tünelin üst
kısmında, İstiklal Caddesinin başlangıcındaki Divan
Edebiyati Müzesi (Mevlevi Tekkesi - 18. yy. eseri)
güzel bir yapıdır. Caddenin iki yanında birbirinden
meşhur mekanlar vardır. Bir yanda Galatasaray
Lisesi, karşı sırada rengarek, otantik restoranları
ve Balık Pazarını içine alan Çiçek Pasajı... Sonra
cadde boyunca sinemalar, tiyatro, kafe, lokanta ve
eğlence yerleri... Taksim meydanına ulaşan cadde
eski parlak, hareketli, daima kalabalık gün ve
gecelerine yeniden kavuşmuştur.
Türk'ün Kurtuluş Savaşını, Atatürk ve arkadaşlarını
sembolize eden, göz okşayan abide Taksim meydanını
süslemektedir. Yeni metronun ana terminali meydanın
altında, Atatürk Kültür Merkezi de kuzeyde yer
almaktadir. Beş yıldızlı Hyatt ve Intercontinental
Otelleri Taksim Parkındadır, Istanbul Hilton Oteli
de buradadır. Sınıfında Türkiye'de yapılan ilk otel
olan Hilton (1955) halen en meşhur ve en iyi olma
özelliğini korumaktadır. Radyo Evi, türünün en
zenginlerinden olan Istanbul Askeri Müzesi, Lütfü
Kırdar Kongre Sarayı, Açık Hava Tiyatrosu da bu
civardadır.
Sultanahmet: Tarihi yarımadanın batı ucunda yer
alan semtte farklı İmparatorlukların önemli dini,
idari ve sivil yapıları yer almaktadır. Tarihi
Sultanahmet meydanının etrafı Ayasofya, Haseki
Hürrem Hamamı, Sultanahmet Camii, Hippodrome,
Dikilitaşla gibi tarihi eserlerle çevrilidir.
Ortaköy: Boğazın en güzel yerine tahtlanan,
zamanında padişahların sayfiye yeri olan Ortaköy
Osmanlı Dönemi'nden beri ilgi çeken bir yerleşim
merkezidir. Bugün Çırağan Sarayı, Kabataş Erkek
Lisesi, Feriye, Princess Oteli, ve cami kilise ve
sinagog üçgeninde yer alan Ortaköy, çarşısı ve
içindeki seyyar "entel pazarı", hediyelik eşya
dükkanları, kafeleri, barları ve restoranlarıyla
İstanbulun önemli eğlence ve alışveriş
merkezlerinden birisidir.
Sarıyer: Tarabya'dan sonraki virajdan
Boğaziçi'nin Karadeniz'e kavuşması ilk defa görünür.
Buradan Sarıyer semti içlerine kadar elçiliklere ve
şahıslara ait eski yazlıklar ve balık lokantaları
sıralıdır. Büyükdere'den ayrılan dar bir yol orman
içlerini aşarak, bentleri geçerek Karadeniz
sahillerine, meşhur Kilyos plajlarına ulaşır.
Sarıyer ve sonraki Rumeli Kavaği vapur seferleri ile
Boğazı gezenlerin Avrupa yakasındaki son
iskeleleridir. Balık lokantaları ile şöhretli her
iki komşu semt ve karşı kıyıda bulunan Anadolu
Kavağı tatil günleri çok kalabalık olur.
Boğaziçi bu yerleşimleri geçtikten sonra sadece
yeşil koruluklarla örtülü yamaçlara sahiptir. Her
iki kıyıda son yerleşimler Karadeniz'e komşu Anadolu
ve Rumeli Fenerleri ile balıkçı köyleridir.
Üsküdar: Üsküdar, Kız Kulesi ile bütünleşen bir
semttir. Karşıya, Avrupa'ya geçişin iskelesidir.
Meydandaki 16. yüzyıl camileri, ortadaki abidevi
çeşme, sahildeki minyatür Şemsi Paşa Cami ve
Medresesi Türk sanatının güzel örnekleridir. Tarihi
Karacaahmet Mezarlığı ve daha ilerideki büyük ve
küçük Çamlıca tepeleri Üsküdarın sırtlarında
bulunur. Tepeler çamlıklarla örtülü olup, Adaların
ve Boğazın kuş bakışı manzaralarına hakimdir.
Kadıköy:
Marmara sahillerindeki güzel Kadıköy'de tarihi yapı
bulunmaz. Istanbul'un son yüzyılda hızla gelişen
semtlerinden biridir. Antik Kahlkedon yerleşim
biriminde sonraları bir çok manastır inşaa
edilmişti. M.S. 5. yüzyıl Hıristiyanlık dünyası
önemli konsül toplantıları burada yapılmıştı. Eski
bahçeli malikanelerin çok azı zamanımıza
gelebilmiştir. Yat Kulüpleri, marinalar, geniş
caddeler, Kadıköy sahilleri boyu uzanır.
Fenerbahçe güzel bir gezinti yeridir. Meşhur Bağdat
Caddesi de alışveriş imkanları ile ünlüdür. 1908
yılında tamamlanan Prusya mimari üslubundaki
Haydarpaşa Tren İstasyonu, Üsküdar çıkışındadır.
İstasyon Bağdat demiryolunun ilk (veya son) duraği
idi. Yandaki yamaçta Kırım Savaşında hayatlarını
kaybeden Ingiliz ve Fransız askerlerinin mezarları
ve abideleri, büyük askeri hastanenin yanında
bulunmaktadır.<br><br>Ticari liman tesisleri
arkasındaki tepelere yerleşmiş iki büyük bina
vardır. Saat kuleli olan eski Haydarpaşa Lisesi,
şimdi üniversitedir. Diğeri, büyük ve 4 kuleli olan
Selimiye Kışlasıdır (19. yy). Kırım Savaşı sırasında
buradaki yaralılara hemşirelik yapan Florence
Nightingale anısına kaldığı oda o günlerdeki gibi
korunmaktadır.
Şile: Üsküdar'dan 50 km. mesafedeki şirin ve
güzel turistik kasaba Karadeniz sahillerindedir.
Kısmen tamamlanmış otoyolu ve sonrası ormanları aşan
viraj yol ile geniş ve meşhur Şile plajlarına
ulaşılır. Balıkçı barınaği, Ceneviz kale kalıntısı
ve şöhretli feneri görülmeye değer yerlerdir. Batıda
plajlar, kasabanın doğusunda da bir sıra küçük
kumsal koy uzanır. Yaz aylan hareketli ve kalabalık
geçer, bol sayıda pansiyon ve oteller mevcuttur.
Adalar: Prens Adaları adı ile de bilinen
Istanbul Adaları, Marmara Denizinde, şehre bir saat
kadar yakınlıkta 8 adadır. Haliç girişi ve Kabataş
Iskelelerinden kalkan vapur veya deniz otobüsleri
dört adaya muntazam seferler yaparlar.
Bizans devrinde manastırların kurulduğu Adalar,
saray mensuplarına yazlık veya sürgün yeri olmuş;
Heybeliada'da Bizans'ın son yapısı, Meryem Ana'ya
ithaf edilmiş küçük kilise, Deniz Lisesi üst binası
avlusunda bulunur.
19.
yüzyıl başlarında servise giren buharlı vapurlar ile
Adalar'a ulaşım kolaylaşmış, okullar ve oteller de
inşa edilince nüfus artışı başlamıştır. Büyükçe
olan, yan yana sıralı dört ada yazlık evler,
villalar, çamlık korularla kaplı olup, plaj ve
piknik yöreleri ile ünlüdürler. Mayıs ayından eylül
sonuna kadar kalabalıklaşan Adalar diğer zamanlarda
tenhadır. Yerleşim bölgelerinin iskelelere yakın
çevrelerde, şehre bakan yönde geliştiği, tepeleri
çamlıklarla örtülü ada yollarının tek vasıtası
faytonlardır. Mevsim boyu, bilhassa tatil günlerinde
koylar ve plajlar özel yat ve motorların, yelkenli
teknelerin çekici duraklarıdır.
Her
adada bulunan Yelken ve Su Sporlan kulüplerinin ilki
ve meşhuru Burgaz Adasındadır. Hikaye yazarı Salt
Faik Abasiyanık adada yaşamış, yaşadığı ev müzeye
çevrilmiş ve uğrağı, gün batımı ile şöhretli
Kalpazan Kaya mahalli meşhur bir kahve olmuştur.
Heybeli yönünde, şeklinden dolayı adlandırılmış,
Kaşık Adası yer alır. Heybeli Ada'nın ikiz tepeleri
arasında Deniz Lisesi üst binası bulunurken, öndeki
diğer tepe üzerinde, çamlık içerisinde, Rum Ruhban
Okulu ilk görülen büyük yapılardır. Ada iskelesi
yanında Deniz Lisesi sahil boyu uzanır. Lokanta ve
çayhaneler diğer yöndedir. Yerleşim alanlarının arka
cephesinde çok güzel bir koy ile, Kaşık Adası'na
bakan tarafta halk plajı ve Deniz Kulübü tesisleri
ile arkasında meşhur Değirmen Burnu piknik alanı
bulunur. Tepeleri çevreleyen yollarda, çamlar
içerisinde güzel ve manzaralı yürüyüş güzergahlan
adayı dolanır. Ada okullar ve sanatoryum
tesislerinden dolayı kış aylannda da nispeten
hareketlidir.
Takım
Adaların en büyüğü ve meşhuru Büyük Ada'dır. Fayton
turu ile etrafı iki saate yakın bir sürede
dolaşabilirsiniz. Ancak bir saatte dolaşılan yarım
tur daha enteresandır. Halk plajlarından Heybeli Ada
yönündeki Yörük Plajı şahane bir koyda bulunmaktadir.
Dil Burnu mesire alanı tercih edilen güzel bir
yerdir. Iskele civarı kalabalık yerleşim bölgesinin
aksine adanın güney tarafı ıssızdır. Buralardaki
koylar teknelerin ziyaret yerleridir. Adanın üst
sırtlarında harap halde bulunan 19. yüzyıl yapısı
eski oteli, belki dünyadaki en büyük ahşap yapı,
ihya edileceği zamanın özlemi ile ayakta durmaya
çabalamaktadır. Büyük Ada iskele civarı lokantaları,
çayhaneleri ve dükkanları ile renkli ve
hareketlidir. Yaz aylarında servis veren dört oteli
vardır. Güzel evler, bakımlı bahçeler eşsiz
manzaralar adaları gezenlerde unutulmaz anlar
bırakır. Sonraki Sedef Adası sakinlerinin dışında
gelenlere plajı ile açıktır.
Çevresi
İstanbul'un dışından 25. km.de, Karadeniz'in Avrupa
kıyısında Kilyos'un geniş kumsalları yaz aylarında
İstanbulluları çekmektedir. Karadeniz'den içeride,
Avrupa kıyısındaki Belgrad Ormanı İstanbul'un
çevresindeki en geniş ormandır. İstanbullular, hafta
sonlarında, gölgeliklerinde, mangallı aile
piknikleri yapmak amacıyla arabalarıyla buraya
giderler. Yöredeki 7 adet eski su deposu ve bazı
doğal kaynaklar farklı bir atmosfer oluşturur.
Osmanlı su kemerlerinden 16.'ncı yüzyılda Mimar
Sinan tarafından yapılan Moğlova Su Kemeri en
muhteşemidir. Golf Kulübü'nün üzerinden geçen yine
Sinan'ın eseri 800 m. uzunluğundaki Sultan Süleyman
Su Kemeri Türkiye'deki su kemerlerinin en
uzunlarından biridir.
İstanbul'dan
25 km. uzaklıktaki Polonezköy, 19'uncu yüzyılda
Polonyalı göçmenler tarafından Asya kıyısında
kurulmuştur. Köy atmosferi içinde yürüyüşler, atlı
gezintiler yapmak, buraya ilk gelenlerin
yakınlarınca sunulan geleneksel Polonya
yemeklerinden tatmak için Polonezköy,
İstanbulluların uğrak yeridir. Üsküdar'a 70 km.
uzaklıkta Karadeniz kıyısındaki Şile'nin kumsalları,
restoranları ve otelleri burayı İstanbul'un en hoş
tatil mekanlarından biri haline getirmektedir.
Turistik açıdan popüler olan yöre, tanınmış Şile
bezinin üretildiği yerdir.
Bayramoğlu - Darıca Kuş Cenneti ve Botanik Parkı
İstanbul'un 38 km uzağında eşsiz bir dinlenme
yeridir. Yaya yürüyüş yolları, restoranları ile bu
devasa park dünyanın farklı bölgelerinden gelen kuş
çeşitleri ve bitkilerle doludur.
Marmara Denizi'ndeki günlük seyirlerinden sonra
yatçıların marinasına yanaşabildiği şirin Eskihisar
balıkçı kasabası İstanbul'un güneydoğusundadır.
Türkiye'nin 19'uncu yüzyıl büyük ressamı Osman Hamdi
Bey'in kasabadaki evi müzeye dönüştürülmüştür.
Eskihisar ve Gebze arasında yer alan Anibal'ın
mezarı bir Bizans kalesi çevresindeki sitlerdendir.
İstanbul'dan 65 km. mesafedeki popüler tatil yeri
Silivri'de birçok İstanbullunun yazlık evi
bulunmaktadır. Burası harika restoranları, spor ve
sağlık merkezleri ile büyük bir tatil yeridir.
Konferans merkezi de iş - tatil karışımı
faaliyetleri ve "kültür turizmi" için şehrin hızlı
temposundan kaçan iş adamlarını çekmektedir.
Tarifeli deniz otobüsü servisi İstanbul'u Silivri'ye
bağlamaktadır.
Dokuz
ada ile bezeli Marmara Denizi'ndeki adalar Bizanslı
prenslerin sürgün yeriydi. Bugün artık varlıklı
İstanbulluların yaz aylarında serin meltemlerine ve
19'uncu yüzyıl şık evlerine kaçtıkları mekanlardır.
Adaların en büyüğü Büyükada'dır. Çam ağaçları
arasında harika bir fayton gezisi yapabilir veya
adanın çevresindeki sayısız küçük koylardan birinde
denize girebilirsiniz!
Diğer
popüler adalar Kınalı, Sedef, Burgaz ve
Heybeliada'dır. Muntazam araba vapuru seferleri
adaları her iki Avrupa ve Asya kıyılarına
bağlamaktadır. Yazın Kabataş'tan hızlı deniz otobüsü
servisi vardır.
|